Türkiye’nin ekonomik durumu giderek kötüleşiyor. Yeniçağ Gazetesi’nin haberine göre, düşük maaşlar ve artan yaşam maliyetleri, vatandaşları bunalıma sürüklüyor. “Canım bir şey istiyor, ama gidemiyorum. 200 lira, 300 lira. O bile elimde yok” diyen vatandaşlar, Türkiye’nin Sefalet Endeksi’nde 178 ülke arasında ilk üçte yer aldığını belirtiyor.
Amerikalı ekonomist Steve Hanke tarafından hazırlanan 2025 Sefalet Endeksi’nde Türkiye, enflasyon, işsizlik ve faiz oranları ile dünya sıralamasında üçüncü sıraya yükseldi. Sıralama, Venezuela ve Sudan’ın ardından Türkiye, İran ve Arjantin ile devam ediyor. Hanke, Türkiye’deki bu yükselişin nedenlerini, yüzde 56,7’lik banka kredi faiz oranı, sıkılaştırma politikaları, yüksek kredi faizleri, devam eden yüksek enflasyon ve artan işsizlik oranları olarak açıklıyor.
Sokaktaki yaşam, bu durumu gözler önüne seriyor. Adana’da yaşayan bir emekli, “Pazara gittiğimizde iki kilo bir şey almak istiyoruz, ama geri dönmek zorunda kalıyoruz. Bir ekmek alıyorsun, öğle yemeğini oradan karşılıyorsun, akşam için hiçbir şey kalmıyor. Hayatın tadı tuzu kalmadı. Canım bir şey istiyor, ama onu bile alamıyorum. 200 lira, 300 lira; o da yok!” diyor.
Yaşlılık maaşı alan Kemal Kılınç ise, sağlık sorunlarına rağmen sağlıklı beslenemediğini dile getiriyor. “Doktor bana ‘Yağlı, tuzlu, kırmızı et, yumurta ve şarküteri ürünleri yemeyeceksin’ dedi. Ama ben normal bir yemek bile bulamıyorum. Kolesterol sıfır diye sağlıklı beslenmemi istiyor, ama ben aç kalmak zorundayım. Ne yapayım, ot mu yiyeceğim?” diyerek mevcut durumu eleştiriyor.
Türkiye, bu zor günlerde vatandaşlarının yaşam standartlarını korumaya çalışırken, ekonomik krizle baş etmenin yollarını arıyor. Ancak sokaktaki gerçekler, bu mücadelenin ne kadar zor olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.