İsraillilerin İran Ateşkesi Konusundaki Endişeleri: Çoğunluk Yeni Saldırılar Bekliyor

İsrail’de yapılan son anket, kamuoyunun İran ile yürütülen geçici ateşkes sürecine karşı olumsuz bir yaklaşım sergilediğini gösterdi. Haaretz gazetesinin haberine göre, Tel Aviv merkezli Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (INSS) tarafından 9-10 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen anket, ABD ile İran arasında Pakistan aracılığıyla duyurulan iki haftalık ateşkes sonrasında halkın görüşlerini yansıttı.

Anket sonuçları, katılımcıların yüzde 61’inin İran ile varılan geçici ateşkese karşı olduğunu ortaya koyarken, yüzde 73’lük bir kesim, İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının önümüzdeki bir yıl içerisinde yeniden başlaması gerektiğini savunuyor.

Halk, İran ile yürütülen diplomatik süreçlere de şüpheyle yaklaşıyor. Katılımcıların yüzde 76’sı, Tahran’ın balistik füze kapasitesinin yok edilmesi, nükleer programın durdurulması ve mevcut yönetimde değişiklik sağlanması gibi hedeflere ulaşılmasının mümkün olmadığına inanıyor.

Ateşkes sürecinden bağımsız olarak, katılımcıların yüzde 69’u İsrail’in Hizbullah’a karşı askeri operasyonlarına devam etmesi gerektiğini düşünüyor. Lübnan’daki askeri faaliyetlerin uzun vadeli güvenlik sağlamayacağına inananların oranı ise yüzde 62 seviyesinde.

Siyasi eğilimler göz önüne alındığında, iktidar koalisyonuna yakın seçmenlerin yüzde 71’i ateşkes sürecine karşı çıkarken, muhalefet destekçileri arasında bu oran yüzde 59.

Ayrıca, kamuoyunda askeri operasyonlara dair memnuniyetin azaldığı dikkat çekiyor. Katılımcıların yalnızca yüzde 37’si son dönemde gerçekleştirilen saldırıların sonuçlarından yüksek bir memnuniyet duyduğunu ifade ediyor; bu oran geçmişteki anketlerde daha yüksekti.

İran’ın füze ve nükleer kapasitesine verilen zarar konusundaki algıda da bir değişim gözlemleniyor. Saldırıların başlangıcındaki “büyük hasar” beklentisinin artık zayıfladığını belirten katılımcıların sayısı artıyor.

Son olarak, anket, İsrail’in ABD ile yaşanabilecek muhtemel anlaşmazlıklarda bağımsız hareket etme kapasitesine dair güvensizliğin yaygın olduğunu gösteriyor. Katılımcıların sadece yüzde 35’i, böyle bir durumda İsrail’in tek başına hareket edebileceğine inanıyor.