Eylem Tok, cezaevinden bir mektup yazarak yaşadığı olaylara dair sessizliğini bozdu. Mektubu, 5 Mayıs 2026 tarihinde TGRT muhabiri Hanifi Bayar aracılığıyla kamuoyuna duyuruldu. Tok, 1 Mart 2024’te İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde meydana gelen kazada 17 yaşındaki oğlu Timur Cihantimur’un, Oğuz Murat Aci’ye çarpması sonucu yaşanan trajediyi anlattı. Kazanın ardından Amerika Birleşik Devletleri’ne kaçan Tok ve oğlu, 14 Haziran 2024 tarihinde Boston’da yakalanarak tutuklanmışlardı.
Yazdığı mektupta Eylem Tok, o dönemdeki amacının oğlunu korumak olduğunu ifade ederek, “Yasal varislerle bir anlaşma sağladık” dedi. Mektubunda şu ifadeleri kullandı:
– Uzun bir süre sessiz kalmayı tercih ettim. Ancak zaman ilerledikçe, kaza gecesi yaşananlara dair yapılan eksik ve haksız yorumların bir linç kampanyasına dönüştüğünü üzülerek gözlemledim.
– Oğlum Timur, kaza günü 16 yaşında ve üniversite sınavına hazırlanan bir çocuktu. İki yıldır cezaevinde bulunuyor, liseyi tamamlayıp üniversite dersleri almaya başladı.
– O olayın meydana geldiği an, ben bir anneydim; doğru ve yanlış arasında sağlıklı bir değerlendirme yapacak durumda değildim. İlgim içgüdülerimle sınırlıydı; tek amacım korkmuş olan çocuğumu korumaktı.
– Geriye dönüp baktığımda derin bir sorgulama içerisindeyim. Eğer bir hata varsa, bunun sorumluluğu en çok bize aittir. Evladımızı çok sevdik ancak belki bazı sınırları koymadık. Bu yükü her gün taşıyorum.
– Oğlumun ne kadar hassas, vicdanlı ve temiz kalpli bir çocuk olduğunu tanıyanlar bilir. Ancak yaşanan olayların onun üzerinde derin izler bıraktığını da kabul ediyorum.
– Hakkımda en çok konuşulan konulardan biri de kaza yerine gitmememdir. Oradan bir telefon almadım ve polisin aranmasını engellemedim. Ancak bu algı beni derinden yaralıyor. Gerçekler resmi raporlarda net bir şekilde belirtilmektedir.
– O gece yaşadıklarımı tarif etmek çok zor. Oğlumun şok içinde olduğunu, benim ise korku ve panik içinde olduğumu hatırlıyorum. Ne yapacağımı bilemediğim bir anda, çaresizlik içinde uzaklaştım. Bu bir kaçış değil, bir yön bulma çabasıydı; fakat düşündüğüm gibi gelişmedi.
– Bu olayda en büyük acının, hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin ailesine ait olduğunu biliyorum. Bir anne olarak, onların yaşadığı acının tarifi olmadığını hissediyorum. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyorum. Bu kaybın telafisi yok, ancak yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek istiyorum.
– Bir annenin çocuğunu koruma çabası, başka bir ailenin acısını hafifletmez. Bunun bilincindeyim ve bu gerçekle yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum.
– Hayatım boyunca çocuklara emek verdim ve onları anlamaya çalıştım. O gece benim oğlum da bir çocuktu… Ve ben yalnızca onu koruma içgüdüsüyle hareket ettim. Belki yetersiz kaldım, belki de yanlış yaptım; fakat bunun muhasebesini her gün yapıyorum.